Cilt II / Sayı 2 - Aralık 2001
|
Sunuş / Editorial Note
Netice Yıldız |
vi |
|
A Biography: An
Adamant Defender of Deep-Ecology and Ecofeminism: Günseli Tamkoç,
(1921-1998) Nermin Abadan-Unat |
1 |
|
A Sex-Related
Attitude Study in Word Choice: The Case of Turkish Cypriots Necdet Osam |
11 |
|
Women Who Saved
Their Husbands from Difficult Situations in the Book of Dede Korkut Şeyma Güngör |
25 |
|
Changing of the
Role of the Cypriot Women at Residential Exterior Spaces Mukaddes Faslı – Uğur Dağlı |
49 |
|
A Market Place in
the Ottoman Empire: Avrat Pazarı and Its Surroundings Burcu Özgüven |
67 |
|
Kadın, Toplumsal
Cinsiyet ve Cinsellik Araştırmalarında Araştırmacı ve Katılımcı İlişkisi:
Yeni Arayışlar ve Yönelimler Hanife Aliefendioğlu – Mustafa F. Özbilgen |
87 |
|
Kitap Tanıtımı
/ Book Review |
|
|
Ufuk Serdaroğlu, Feminist
İktisatın Bakışı (Postmodernist mi?). (Fatma Güven Lisaniler) |
107 |
|
Zeynep Hanım, Zeynep Hanım
- Özgürlük Peşinde Bir Osmanlı Kadını. (Hülya Argunşah) |
110 |
|
Neriman Malkoç Öztürkman,
(1999). Edibeler, Sefireler, Hanımefendiler. (Hülya Argunşah) |
115 |
|
Kıbrıs Sandıkları / Dowry Chest
of Cyprus by İsmet Tatar. (Netice Yıldız ) |
119 |
|
Women Artists in History, from
Antiquity to the Present by Wendy Slatkin. (Netice Yıldız) |
127 |
|
Yayın İlkeleri |
131 |
|
Notes For Contributors |
133 |
|
Authors in This Issue / Bu
sayıda Katkıda Bulunan Yazarlar |
135 |
|
Reviewers in This Issue / Bu
sayıda Hakemlik Yapanlar |
136 |
[Başa]
Bir Yaşam
Öyküsü: ‘Derin Ekoloji’ ve ‘Ekofeminizm’in Savunucusu Günseli Tamkoç
(1921-1998).
Nermin Abadan-Unat
Boğaziçi Üniversitesi
Özet
Bu yazı, bir yaşam boyu süren vefalı bir arkadaşlığın anısına adanmış olup,
yaşamı boyunca toplumda yerleşen değerlerin, tabuların ve davranışların
üstesinden gelmek ve Türk toplumuna ‘derin ekoloji’, eko-feminizm’ gibi
yabancısı olduğu kavramları tanıtmak uğruna mücade vermiş olan Günseli Tamkoç’un
yaşam öyküsü ve ekofemizm alanındaki çalışmaları anlatılmıştır. Makalede sadece
Türkiye’de deği,l dünyada çok fazla bir geçmişi olmayan ‘eko-feminizm’ ve ‘deep
ecology’ (derin ekoloji) ile ilgili açıklamalar yapılmış, Tamkoç’un bu alanda
yaptığı çalışmalar anlatılmıştır. Geniş boyutlu politik harekete gerçekte fazla
ilgi duymamakla birlikte, yerel demokrasi, siyasi katılımcılık ve birlik
konusunda oldukça geniş boyutlarda mücadele vermiş öncü kadınlardan biri olarak
Günseli Tamkoç’un hatırlanması dileğimizdir.
[İçindekiler]
[Başa]
Kelime
Seçiminde Cinsiyetin Önemi: Kıbrıslılardaki Durum
Necdet Osam
Doğu Akdeniz Üniversitesi
Özet
Bir bildirişim aracı olan dilin kullanımı bireyden bireye değişebilmektedir.
Dil kullanımında bireyler arası farklılıkların ortaya çıkmasında yaş, eğitim
durumu, sosyal konum, güç olgusu ve cinsiyet gibi çeşitli bağımsız değişkenler
etken olmaktadır. Bu değişkenlerin en önemlilerinden biri de cinsiyettir.
Cinsiyet biyolojik bir değişken olmakla birlikte dil kullanımında önemli
farklılıkların oluşmasına yol açmaktadır. Bu farklılıkların en önemli göstergesi
bireyin dil kullanımı sırasındaki tutum ve davranış biçimleridir. Örneğin,
kadınlar anadillerinde gerek sözcük gerekse sözdizimsel bağlamda daha duyarlı
davranırlarken erkeklerde bu duyarlık görülmemektedir.
Bu çalışmada evrensel bir bağımsız değişken olan cinsiyet olgusunun dil
bağlamında yabancı sözcüklere karşı olan tutumun Kıbrıs ağzındaki yerinin
saptanmasına çalışılmıştır.
[İçindekiler]
[Başa]
Dede Korkut Hikayelerinde Kocalarını Güç Durumdan Kurtaran
Kadınlar
Şeyma Güngör
İstanbul Üniversitesi
Özet
Dede Korkut Kitabı, Türk kadının toplum içindeki yeri ve değerinin
belirlenmesinde kaynak teşkil eden önemli eserlerden birisidir. Giriş ve oniki
epik-hikayeden meydana gelen kitapta, göçebe hayat yaşayan Oğuz Türklerinin
başından geçen bazı olaylar anlatılır.
IX-XI yüzyıllarda Orta Asya’da yaşayan Türkler, daha önceki devirlere ait
hatıraları ile kendi maceralarını birleştiren destanî-hikayeler meydana
getirmişlerdir. Daha sonra bu metinler, Oğuzların Azerbaycan ve Anadolu’ya
göçmelerinden sonraki olayların, kültürel etkilerin ilavesiyle zenginleşmiş ve
değişmiştir. Söz konusu hikayeler XV. yüzyılda yazıya geçirilmiş ve giriş
kısmının eklenmesiyle Dede Korkut Kitabı meydana gelmiştir.
Asırlar içinde ozanlar tarafından sözlü olarak kuşaktan kuşağa aktarılan
hikayeler, geniş zaman dilimi içindeki Türk sosyal yapısına, hayata bakış
tarzına, inançlarına ait aydınlatıcı bilgiler taşımaktadır.
Dede Korkut Hikayeleri’nde güçlü şahsiyetleri ile toplumun aktif bir bireyi
olarak yer alan kadın kahramanlar, diğer olumlu niteliklerinin yanında, akılları,
bilgileri, fedakarlıkları ve savaşcılık vasıflarıyla, zaman zaman kocalarını zor
durumdan kurtaran eşler olarak da işlenmektedir. Bununla beraber, aynı kitabın
giriş kısmında, yalnız ev temizlemek, yemek yapmak, misafir ağırlamak, kocaya
itaat gibi, çok dar alana ait niteliklerle değerlendirilen kadının, toplum
içindeki yeri ve değerinin epeyice gerilediği anlaşılmaktadır.
[İçindekiler]
[Başa]
Kıbrıslı Kadının Konut Dış Mekanlarında Değişen Rolü
Mukaddes Faslı
Doğu Akdeniz Üniversitesi
Uğur Dağlı
Doğu Akdeniz Üniversitesi
Özet
İnsanın barınma gereksinimini sağlayan ve iç mekanların tamamlayıcısı olan konut
dış mekanları, özellikle sıcak ülkelerde, günlük yaşantı atmosferi içinde
kullanıcılarına çeşitli olanaklar sunar.
Kuzey Kıbrıs’ta yazların uzun ve sıcak olması nedeniyle konut dış mekanları, her
dönemde Kıbrıslı kadınların hayatında büyük bir önem taşımıştır. Tarih boyunca
bu mekanlar kadın aktivitelerine uygun olarak tasarlanmış ve günün birçok
saatinde, kadınlar tarafından yoğun olarak kullanılmasına imkan sağlanmıştır.
Son yıllarda ise yeni inşa edilen birçok konut alanlarının, yalnızca maliyet
düşürücü girdilerin dikkate alınarak tasarlanması, kadın yaşamında önemli bir
yeri olan, dış mekanların fiziksel, fonksiyonel ve yerel değerlerini tamamen
kaybetmeye başlamalarına etken olmuştur.
Bu yaklaşımlar ışığında, Kuzey Kıbrıs’taki konut dış mekanlarında Kıbrıslı
kadının rolü bu çalışma kapsamında araştırılmakta ve buna bağlı olarak kapı önü,
avlu, balkon ve giriş terası gibi dış mekan bileşenleri, anlamları ve
kullanımları açısından Osmanlı Döneminden günümüze değerlendirilmektedir. İki
bölümden oluşan bu çalışma, Kıbrıslı kadının konut dış mekanlarındaki rolünün
irdelenmesi ve çok katlı apartmanlarda yaşayan kadınlarla yapılan dış mekanlara
yönelik anket çalışmasının değerlendirilmesini içermektedir. Çalışma için
gerekli veriler ise, literatür araştırması, anket çalışması ve raslantısal
gözlem metodu kullanılarak elde edilmiştir.
[İçindekiler]
[Başa]
Osmanlı İmparatorluğu’nda bir Pazar Yeri: Avrat Pazarı ve
Çevresi
Burcu Özgüven
Beykent Üniversitesi
Özet
Osmanlı İmparatorluğu’nda kentlerin en önemli bileşenlerinden biri çarşılardır.
Burada toplumun çeşitli kesimlerine ait kişiler alışveriş yaparak Osmanlı
toplumun çoğulcu yapısını yansıtırlar. İmparatorluğun çeşitli yerlerinde (Konya,
Bartın) bulunan Avrat Pazarları ise daha çok kadınların alış ve satış
yapabildikleri yerlerdir. Osmanlı kadınının kamusal mekanla ilişkisi oldukça
kısıtlı bulunduğundan, Avrat Pazarları kadınların kentsel mekanı algılamasında
önemli yer tutar.
Osmanlı kadının kamusal mekanla ilişkisi iki cephede gözlenebilir. Birinci
cephede mekanı kullanan kadınlar ve ikincisinde mekanın yaratılmasına öncülük
edenler bulunur. Bu aşamada toplumsal işleve sahip dini vakıf binalarının ve
külliyelerin yapımında kadınların rolü ön plana çıkmaktadır. Padişahın ailesine
mensup veya toplumun üst katmanında bulunan Valide Sultanlar, Haseki Sultanlar
ve padişahın kızları yaptırdıkları hayır eserleri nedeniyle, toplumsal yararın
yanısıra, hem padişah ailesinin kadınlarına prestij kazandırmayı, hem de
adlarını ölümsüz kılmayı amaçlarlar. Bu nedenle kurulmuş eserler arasında Haseki
Külliyesi İstanbul semtlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Külliye’nin kuruluşu
ile birlikte burada daha once Keyci Hatun, Gülbahar Hatun, Gevher Sultan gibi
kadınlar tarafından kurulan ve yine kadınlara yönelik olduğu sanılan diğer hayır
kurumları da ön plana çıkmıştır.
Bölgede yine kadınlara yönelik kurulmuş bir diğer alan da Avrat Pazarı’dır. Bu
Pazar yeri gerek sabit dükkanları, gerekse taşınabilir tezgahları ile çevrede
bulunan semt sakinlerine yönelik bir ticari alandır. Kapladığı alan Bizans
dönemi’ne ait Eski Arkadius Forumu’dur. Bizans döneminin İmparatorluk Caddesi
olan Mese yolu üzerinde bulunan büyük alanlardan biri olan Arkadios Forumu, 16.
yüzyıla dek Arkadios Sütununu da içeren geniş bir meydan kimliğindeydi.
İstanbul’un 15. ve 16. yüzyılına dair Osmanlı öncesi ve sonrası düzenlenen
haritalara bakıldığında forumun geçirdiği aşamalar da gözlenmektedir. Örneğin
Matrakçı Nasuh’un İstanbul haritasında sütunun bitişiğinde yer alan dükkanlar ve
kubbeli binalar buradaki mimari gelişmenin de habercisidir.
Avrat Pazarı bugün mevcut olmamakla birlikte, izleri 1912’lere kadar
uzanabilmiştir. 19. yüzyıla ait haritalarda Avrat Pazarı’nın kapladığı alanın
yanısıra, çevresinde bulunan kamusal-dini yapılar, sokak dokusu ve pazarın kent
içindeki konumu gözlenebilmektedir.
Sonuç olarak, Avrat Pazarı’nı da içeren Haseki Mahallesi, kadın girişimcilerin
kurdukları mimari eserlerle kimlik kazanan ve böylece hem bu kişilerin adlarının
kalıcı olması hedeflenen, hem de İstanbul’da kadınlara yönelik kamusal
mekanların zenginleşmesini ve çeşitlenmesini sağlayan bir alan olarak karşımıza
çıkmaktadır.
[İçindekiler]
[Başa]
Kadın, Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik Araştırmalarında
Araştırmacı ve Katılımcı İlişkisi: Yeni Arayışlar ve Yönelimler
Hanife Aliefendioğlu
Doğu Akdeniz Üniversitesi
Mustafa F. Özbilgin
University of Hertfordshire
Özet
1990’larda gelişen postmodern-feminist ve sosyalist-feminist yaklaşımlar,
toplumsal cinsiyet ve cinsellik araştırmalarında pozitivist ve niceliksel
yaklaşımların yetersizliği kadar araştırmacı-araştırılan ilişkisinin de
sorgulanmasını tartışmaya açmıştır. Bu makalenin amacı kadın, toplumsal cinsiyet
ve cinsel yönelimle ilgili araştırmaların metodolojilerinde araştırmacı ve
katılımcı ilişkisini kuramsal ve uygulama boyutları ile tartışmaktır. Bu amaçla
yazarların tamamladıkları iki alan çalışmasının metodolojik bazı unsurları
irdelenecektir.
Makalede ele alınan iki araştırmadan birincisi, kendi ürettikleri tarımsal
ürünleri haftalık kent pazarında satışa sunan köylü/üretici pazarcı kadınlar
üzerinedir. Çalışmada pazarcı kadınlar açısından pazarcılığa başlama nedenleri,
pazarı onlar için çekici kılan unsurlar ve pazarcılığın sosyo-ekonomik değeri
incelenmiş ve pazar yerinin nasıl bir kamusal alan olduğu anlaşılmaya
çalışılmıştır. Her iki tarafın da kadın olması, araştırmacı katılımcı arasındaki
ilişkisinde birçok engelin aşılmasını sağlamasına karşın, araştırmacının sosyal
konumu pazarcı kadınlarla arasında kaçınılmaz bir mesafeye neden olmuştur. Bu
araştırmada, özellikle, özel-kamusal alan ayrımının belirleyici olduğu kapalı
topluluklarda, kadınlarla yapılan araştırmalarda erkek araştırmacıların bu
düzeyde bir kabul görmesinin neredeyse imkansız olduğu sonucuna varılabilir.
İkinci araştırmada ise Türkiye ve Britanya’da finans sektöründe cinsiyete dayalı
fırsat eşitliği incelenmiştir. Araştırma kadın ve erkek çalışanların
karşılaştırılmasını, araştırmacı ile katılımcılar arasında güç ve otorite
farklılıklarını içermektedir. Bu araştırma boyunca, ikinci araştırmacı, erkek
araştırmacı olarak feminist bir araştırma yürütmenin yararları ve zorluklarını
sürekli sorgulamış ve kendi cinsiyetinin bu araştırmayı yapmasına engel
olmayacağı sonucuna varmıştır: Öncelikle, yürütülen araştırma hem kadın, hem de
erkek katılımcıları kapsamaktadır. Dolayısıyla araştırmacı ve katılımcı arasında
cinsiyet farkı kaçınılmazdır. İkinci araştırmacının, ülke ve kurum dışından,
genç, Türkiyeli araştırmacı kimliği iki ülke ve kültürden gelen katılımcılar
için farklı anlamlar taşımaktadır. Bu araştırmadaki
araştırma-araştırmacı-araştırılan ilişkisi incelendiğinde, ikinci araştırmacının
cinsiyetinin, sosyal sınıfı, ve uzmanlığı gibi etkenlerin katılımcılar,
araştırma amaçları, süreçleri ve sonuçları üzerinde statik değil, bileşik ve
dinamik etkileri olduğu yorumu yapılabilir.
Makale, alan çalışmasında araştırmacı ve katılımcı arasındaki ilişkinin
cinsiyetlerinin önemli birer rol oynadığını tartışmaktadır. Ancak bu, statik bir
rol değil, aksine toplumsal cinsiyetin anlamı ile şekillenen dinamik bir roldür.
Her iki araştırmada da araştırmacıların cinsiyetlerinin yanı sıra, kentli ve
öğrenci olmaları, çalışma ortamı dışından gelmeleri, politik görüşleri, yaşları
ve diğer sosyo-ekonomik konumları, katılımcılarla olan ilişkilerini etkilemiştir.
Sosyal bilimcilere düşen yaptıkları alan araştırmalarında kendi toplumsal
cinsiyetlerinin rolünü inkar etmek veya yok saymak yerine, kendi cinsiyetleri ve
katılımcıların cinsiyetlerinin araştırma süreçleri, yöntemleri, amaçlarına ve
sonuçlarına olan dolaylı ve dolaysız etkilerini yazılarında ortaya koymak ve
katılımcı, araştırma ve araştırmacı üçleminde toplumsal cinsiyetin etkisini
toplumsal eşitlik, kişisel hak ve özgürlük ilkelerini göz önünde bulundurarak
dengelemeye çalışmaktır.
[İçindekiler]
[Başa]